Mayıs 10, 2020 Yazarı admin 0

Gezilecek Yerler

KİRAZLIYAYLA CAMİSİ

Kirazlıyayla Camisi

İlçe merkezine bağlı Kirazlıyayla Mahallesindeki cami, 1261 yılında Karamanoğulları tarafından yaptırılmıştır. Başyayla ilçesinin ilk camisi olarak kabul edilmektedir. Cami, tümüyle restorasyondan geçmiştir. Ancak orijinal kapısı hala ayaktadır. Kapı, eskiden Ramazan aylarında, kadınlar girişi olarak kullanılıyormuş.

AKTEPE MEVKİİ:

Aktepe Mevkii

Aktepe adı verilen yükselti üzerinde, kaleyi andıran doğal bir yığınak mevcuttur. Romalılar döneminde, burada bir kale bulunduğu tahmin edilmektedir. Tepe, çevresine son derece hakim durumdadır. Tepenin çevresindeki yamaçlarda: kayalara oyulmuş Roma tipi taş sandukalar, kapakları üzerinde kabaca kompoze edilmiş, yatar vaziyette aslan kabartmaları Roma dönemi kalıntılarının izleridir.

Ayrıca: mağaralar ve yine Aktepe üzerinde yer yer rastlanan, büyük ölçüde yapı taşları, peri bacaları şeklinde kaya bloklarına oyulmuş kemerli kaya mezarları, kayalar üzerinde sütun başlıklarında taş işlemeler görülmeye değer kalıntılardır.

Hisarönü

Karamanoğlu Mehmet Bey’in burada bulunan inlerde yani mağaralarda yaşadığı söylenir. Burası: inişli çıkışlı, taşlı çakıllı engebeli dik arazidir. Vadinin içinde öbek öbek çakıl yığınları var. Yerleşim yerleri, yukarıdaki doğal kalenin içerisindeki inlerdi. Bu vadi yamaçlarında, önceleri tütün ekiliyormuş, üzüm bağları varmış.  O devirde yerleşim yeri olan Kaşoluktan başlamak üzere, öbür başa doğru Başyayla’nın kuzeyini kaplayan doğal bir kaledir. İnilmesi çıkılması mümkün olmayan bu doğal kalede 2-3 yerde geçitler vardır. Bu doğal kale, geçmiş devirlerde insanların barındığı, korunduğu bölgelerdir.

Tozan Su

İlk baharda, kale içinde suların coşkun şekilde akmasıyla buradan suyun fışkırarak akışı toz halinde görüldüğünde, bu zirveye “Tozan su” denilir.

KIRK DİREK İNİ:

Kırk Direk İni

50 X  50 metre ölçülerinde Kırk Direk İni, içinde daha önceleri kırk taş direk olduğu söylenirse de, bugün bunlardan sadece 4-5 tanesi kalmıştır.

BÜYÜK VE KÜÇÜK AK İN:

Büyük ve Küçük Ak İn

30 X 40 metre ölçülerinde, tamamı insan eliyle oyulmuş Büyük Ak İn, yine insan eliyle oyulmuş Küçük Ak İn: özellikle geçmiş dönemlerin yapıcı ve yaratıcı gücünü ortaya koyan ve tarihi Lauzados şehrin hakkında bilgi veren önemli yerlerdir. Ayrıca, Küçük Ak İn’de ana kayaya boya ile yazılmış, geç dönem Rumca iki yazıt bulunur.

AĞ İN:

Karamanoğlu Mehmet Bey’in korunma için yaşamını sürdürdüğü “Ağ in” Tozan su kalesinin 1 km doğusundadır. Ağ in: biri çok büyük, ikincisi ondan küçük dağ gibi kayalar, önünü kapayarak ağ inin uzaktan in ve mağara olarak görünmesini gizler.

Güneyden ve Batı istikametten, 2 adet girişi vardır. Batı girişi 15 metre ve güney girişi 25 metre genişliktedir. Batı girişin, yarısı 2 metre yükseklikte, ön kısmında iki set, arkası düz, bütün mekan taraklı çekiç ile tavan orak gibi, yarım hilal şeklinde yontularak çıkarılmıştır. Taban, çekiçli tırtıllı şekilde düzlenmiştir.

Ağ in’in güney girişi, geniş bir tiyatroya benzer. Kenarlara oturma yerleri yapılır. Orta yeri boş sahne gibidir. Sanki tiyatroya benzer. Tavan yarım ay örneğin yarım hilal baştan başa taş kazınmıştır. Ön kısmın tavanında kopmalar vardır.

 Küçük ağ’in büyük Ağ ine göre genişlik ve uzunluk açısından küçüktür.

Küçük Ağ in’in 10 metre batısında Küllü in vardır. Küllü inin içerisinde, yaklaşık 100 metre gidilerek direk inine geçilir. Ağ inde, canını kurtarmak isteyen, küllü ine gizlice girerek, direk ininden dışarı çıkarak akçalı çukurundan kaçarak izini kaybettirir.

UFACIK İNLER:

Ağ in ve diğer inlerin güney yamacında yaklaşık 500 metre altında bulunan inlerdir. Kocaman bir kayanın içerisine oyulan bölüme: 4 mezar, ikinci katına 3 mezar, kayanın zirvesine 2 mezar yapılmıştır. Mezarların üzerine, aslana benzer, büyük 1 tona yakın mezar kapakları konmuştur. Bir kayada olan bu mezarların, bir ailenin mezarları olduğu söylenir. Buna benzer daha da ufacık inlerde, yaklaşık 50’den fazla kaya mezarı bulunmaktadır.

KUTUP AHMET EFENDİ TÜRBESİ:

Kirazlıyayla mahallesi üzerinde bulunan Türbe caddesindedir. Tarihi bir türbedir.

Kutup Ahmet Efendi Türbesi

Türbenin üst sol köşesinde bulunan kitabeye göre, türbe içinde gömülü bulunan Kut bul Arifin Şeyh Ahmet Efendi, 1690 yılında ölmüştür. Kutup Ahmet Efendi, Konya Konevi Camisi kabristanında yatan, imam Muhammed Bağavi’nin oğlu Ali’nin oğludur. İmam Bağavi; Bağdat’tan Konya’ya gelmiş, Konya’da kendine “Form” diye bilinen yörede bir tekke verilmiştir. Orada hayatını ilimle geçirmiştir. 1960’lı yıllarda yol genişletme çalışmaları sırasında kabri kaldırılmış ve Konevi cami avlusuna taşınmıştır. Oğlu Ali efendi, 1500’lü yıllarda Başyayla-Sarıveliler yöresinde vergi memuru olarak çalışırken, Kirazlıyayla (Lafsa) ya yerleşmiştir. İzvit köyünde evlenmiş ve oğlu Ahmet (Kutup Ahmet Efendi) olmuştur. Kendini haç dönüşü, devrin padişahını ziyaret için gittiği İstanbul’da ölmüştür. Kutup Ahmet Efendi, iyi bir din eğitimi almış, devrin sayılı din bilginlerinden ve tarikat büyüklerinden olmuştur. Kurt-ul Aktab’ın halk arasında kerametleri hala anlatılmakta ve canlılığını korumaktadır.

KİRAZLIYAYLA:

Eski adı Lauzados (Lafsa) ve Romalılar tarafından merkezi Ermenek olan İsauria Dekapolis (on şehir) eyaletinin bir şehridir. Lauzados kelimesi, Hitit belgelerinde adı geçen Lawazanti şehrini hatırlatır. Hitit kralı III. Hattuşili’nin karısı, kendisini bu şehrin tanrıçası İstar’ın hizmetkarı olarak tanımlar. Bu da Hititlerin bu bölgeye gelip şehir kurduklarını kanıtlar. Bugünkü Kirazlıyayla, eski adıyla Lafsa’nın kuzeyini çevreleyen, yalçın kaya bloklarının güneye, bugünkü köyün bulunduğu yamaçlara doğru uzanan sırtta peri bacalarını andıran, yüzlerce kaya ve bunların içlerine oyulmuş binlerce kaya mezarı ve barınak vardır. İrili ufaklı bu mağaralardan çoğu insan eliyle oyulmuş olup, bir kısmı kaya manastırı, bir kısmı kaya mezarı, bir kısmı da ev barınak fonksiyonundadır. Kirazlıyayla’nın 1 km kuzeyinde bulunan bu kalıntıların Lauzados şehrine ait olduğuna inanılır.

YILAN OCAĞI:

İlçe merkezinin 12 km uzaklığında bulunan Yılan Ocağı: hastalara derman olmaktadır. Yılan ocağında, ilkbahar ve yaz aylarında yılanların dışarı çıktıkları ve insanlara zarar vermeden kendilerine ikram edilen sütü içtiklerine inanılır.

Halkın yoğun ziyaret yeri olan Yılan Ocağına: yurdun çeşitli yerlerinden romatizma, sırt ağrısı, kas ağrısı ve benzeri hastalıkları olanlar yoğun olarak gelmektedir.